Başlangıç > yazın > Hayal Bozan

Hayal Bozan

Denizden esen rüzgarla irkildi birden. Elindeki kitabın sayfaları, müdahale etmesine fırsat kalmadan ters yüz oluvermişti. Bir yandan kitabın sayfalarını bir yandan masanın üzerinden uçuşan notlarını toparlamaya çalışırken farketti güneşin batmakta olduğunu. Akşamüzerlerini tatlı bir serinliğe çeviren bu günbatımı esintilerini oldum olası hep sevmişti. İnsanı dalmış olduğu rehavetten uyandırır, küçük bir fiske gibi vururken yüzüne, yeni doğacak gecenin ihtişamına hazırlardı.

Ardı ardına içtiği beklemiş çaylardan bulanan midesini yokladı. Atıştırması gerekiyordu ama hep böyle içine çöreklenenen umutsuzluk anlarında olduğu gibi iştahını yine kaybetmişti. Son bir yıldır ortaya çıkmıştı bu iştah kaybetme hali onda. Yaşlanmanın belirtilerinden diye düşündü. Gözlerin kenarındaki kırışıklardan çok iştahını umuduyla beraber kaybettiğinde anlıyor insan yaşlandığını herhalde.

Biraz daha beklemeye karar verdi. “Beklemek”. Bu kelime onda nedense hep huysuz ve sinirli bir çocuğa dönüşüyordu. Beklemeyi sevmiyordu. İçi içine sığmıyorken, dünyaya boş ve umursamaz gözlerle bakmaya çalışmak sessiz çığlıklar atmasına sebep oluyordu. Hemen, şimdi, istediği o anda olmasını istiyordu her şeyin. Trafikte ya da yemekhane sırasında, otobüs durağında ya da sinema gişesinde, bir konser kuyruğunda ya da bir doktorun bekleme odasında, hiç bir koşulda, tahammül edemediği bir eylemdi beklemek. Ama bu sefer beklemeyi kendisi seçmişti. Ve hayatı boyunca beklemekten nefret etmiş iç sesi, hiç gelmeyecek birini, gelebilme ihtimali yüzünden tam bir saattir sabırla bekliyordu.

Masaların arasında dolaşıp boşları toplayan genç çocuğu bir kez daha çağırıp bu sefer bir elma çayı istedi. Ağzının içi o kadar acımıştı ki, şekerli bir şeyler içmezse bir daha konuşamayacakmış gibi hissediyordu. Sakinleşip düşünmeye çalıştı. Geleceğini söylememişti. Aslında sakın beni bekleme anlamına gelecek o kelimelere bakılacak olursa gelmeyeceğini söylemeye çalışmış olması daha bile akla yakındı. Ama O, bir kere hayal etmek istemişti. Hiç gelmeyecek birinin gelmesini umut etmenin ne demek olduğunu, beklemenin o karmaşık ruh halini, her dakika gitme kararı alıp da, ya hemen arkamdan gelir ve de beni bulamazsanın endişesini, o pişmanlık yaratan zaman uyuşmazlığının öncesini hissetmek istemişti.

Kendi kendine uyguladığı bu “sabır” konulu dersin ardından sıkıntıyla kıpırdandı yerinde. Biraz daha okursa, bekleyişinin sinir bozucu sessizliğinden belki çıkabilir, dakikaları da saymazdı herhalde. Fakat bir kaç sayfa okuduktan sonra yine eski haline geri döndü. Okuduğu kitaba, hasır taburelere ilk oturduğu andan itibaren kendini verememişti aslında. Onun gibi hayatta her şeye sahip görünen ama aslında hiç bir şeyi olmadığını düşünen yazarın cümlelerinde kendini buldukça, bu bir işaret olmalı, kalk git hemen şimdi diye kendi kendini ikna etmeye çalışsa da, ayakları bir türlü kıpırdamıyor, kitaba sımsıkı sarılmış elleri, çantasına uzanıp da içilmiş çayların parasını ödemeye yanaşmıyordu. Büyük bir inatla, deli bir umutla O’nun geleceğine inanıyordu. Saçmalık diye söylendi ve kitabı biraz da öfkeyle çantasına tıkmadan önce masanın üzerindeki eşyalarını toplamaya başladı.

Çalan telefonla irkildiğinde yerinden kalmak üzereydi. Çantanın içindeki telefona uzanırken eli, gözlerini kapatmıştı farkına varmadan. El yordamıyla bulduğu telefonun açma tuşuna basmasıyla alo demesi arasında geçen o kısacık zamanda, yüzünden bir gülümseme geçti. “Geldim, neredesin?” diyen sesi tanıyordu.

Reklamlar
Kategoriler:yazın Etiketler:
  1. Henüz yorum yapılmamış.
  1. No trackbacks yet.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: